
AŞKI AŞKTA ARAMAK...
Sevgi ; inanmakla başlıyor , birine. Sonra inanç hayatın temeli oluyor. Kimini sevgi inandırıyor ,kimini de inanmak sevdiriyor.
Sevmenin ne başlangıcı var ne sonu biliyor musun ? İnsan sevdiği kadar pırıl pırıl , sevdiği kadar dalıp dalıp gidiyor ızdıraplara . Zaman zaman beni öylesine yeniliyor , öylesine yeniden yaratıyor ki, hergün aşkı bir defa daha yarattığıma bile inanamıyorum...
Aslına bakarsan , insan ömrünün çoğu inanmayı aramakla geçiyor. İnsanlar neleri aramamış ve nelere inanmamışlar. Sonra öylesine büyütmüşler ki gözlerinde , kendi dünyalarının ilahları yapmışlar. Niye bu alabidiğine inanmamak , alabildiğine korku , alabildiğine kaçmak? Sen inanmadığın müddetçe kaçmaya ve saklanmaya mecbursun. Bu nereye dek böyle sürecek söyle?
Aşkı beklemek bir yerde ölümsüzlük demektir. Çünkü aşkı beklemekle ölümsüzlük aynı çeşmeden su içer benim dünyamda. İkisininde sonu yoktur , olmayacaktır. Dünya dram edebiyatı aşkı beklemenin ızdırabı yanında küçük bir komedi olurdu inan...
Beklemek güzel mi ? Hiç ızdırabı yok mu bekletmenin ? Ölümü beklemenin bile bir yerde tatlı tarafı , iyi bir yönü vardır , elbet ! Belki ölüm gelince herşey gidiyor. Belki de bitiyor. Ama aşkı beklemek öyle değil ki. Aşk gelince ne olur hiç düşünmüyorum. Aşkı beklemenin çalkantısında yine aşk var ancak...
Aşkı sadece düşünmek de güzel. Yalnızlığımın bu tarafı olmasa, yalnızlığa tahammül etmek benim dayanacağım şey değildi. Aşkı aradığım günler boyunca yalnızım. Öyleyse hep aşkı arayacağım. Çünkü en güzel yalnızlık aşkı aramaktır benim dünyamda.
Ben kimseyi aşkı aradığım kadar aramadım. Ama benim dünyamda en güzel rüya , dönüp dönüp içimde aşkı bulmak oldu. Oysa aşkı her buluşumda yeniden kaybettiğimi anlıyorum. Öyleyse aşkı ölünceye kadar arayacağım...
Sevmenin ne başlangıcı var ne sonu biliyor musun ? İnsan sevdiği kadar pırıl pırıl , sevdiği kadar dalıp dalıp gidiyor ızdıraplara . Zaman zaman beni öylesine yeniliyor , öylesine yeniden yaratıyor ki, hergün aşkı bir defa daha yarattığıma bile inanamıyorum...
Aslına bakarsan , insan ömrünün çoğu inanmayı aramakla geçiyor. İnsanlar neleri aramamış ve nelere inanmamışlar. Sonra öylesine büyütmüşler ki gözlerinde , kendi dünyalarının ilahları yapmışlar. Niye bu alabidiğine inanmamak , alabildiğine korku , alabildiğine kaçmak? Sen inanmadığın müddetçe kaçmaya ve saklanmaya mecbursun. Bu nereye dek böyle sürecek söyle?
Aşkı beklemek bir yerde ölümsüzlük demektir. Çünkü aşkı beklemekle ölümsüzlük aynı çeşmeden su içer benim dünyamda. İkisininde sonu yoktur , olmayacaktır. Dünya dram edebiyatı aşkı beklemenin ızdırabı yanında küçük bir komedi olurdu inan...
Beklemek güzel mi ? Hiç ızdırabı yok mu bekletmenin ? Ölümü beklemenin bile bir yerde tatlı tarafı , iyi bir yönü vardır , elbet ! Belki ölüm gelince herşey gidiyor. Belki de bitiyor. Ama aşkı beklemek öyle değil ki. Aşk gelince ne olur hiç düşünmüyorum. Aşkı beklemenin çalkantısında yine aşk var ancak...
Aşkı sadece düşünmek de güzel. Yalnızlığımın bu tarafı olmasa, yalnızlığa tahammül etmek benim dayanacağım şey değildi. Aşkı aradığım günler boyunca yalnızım. Öyleyse hep aşkı arayacağım. Çünkü en güzel yalnızlık aşkı aramaktır benim dünyamda.
Ben kimseyi aşkı aradığım kadar aramadım. Ama benim dünyamda en güzel rüya , dönüp dönüp içimde aşkı bulmak oldu. Oysa aşkı her buluşumda yeniden kaybettiğimi anlıyorum. Öyleyse aşkı ölünceye kadar arayacağım...
Atilla Baran Demirtaş ( Fakir'ül Mevlevi Karib Bârân-î)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder